Güneye doğru yolculuk ettiğim bir gezi esnasında teadüfen tanıştım Meltem ile. Dostluğu ve misafirperverliği ile beni Olimpos’daki evinde ağırlama inceliğinde bulundu. Uzun uzun sohbet ettik. O da hayallerinin peşinden koşmuş, engel tanımamış ve hedeflediği hayata ulaşmış bir insan.

Meltem Yaşar normal bir gezgin hikâyesine sahip olmayan ama çocukluğunun hayalini gerçekleştirmiş cesur bir kadın. Bizleri ezmemeye sürükleyen şey yeni yerler, yeni hayatlar görmek isteğidir ya; İşte Meltem tam da bunu yapmış ve yeni bir dünya keşfetmiş.

O’nun hayatı 2005`te goril trekking ve safari yapmak için gittiği Uganda`ya yerleşme kararı ile değişmiş. Değil yeni bir şehir başka bir kıtanın keşfi için sıvamış kolları. 12 yıl yaşamış bu ülkede ve 1996`da fotoğraf çekmeye başladığında daha da zevkli hale gelmiş gezileri; öyle ki hem Uganda`da hem de İstanbul’da fotoğraf sergileri açmış. Bu fotoğraflarda; Afrika’nın uzak ve zor bölgelerinde değişik kabilelerin hayat tarzını gözlemleyip onların günlük hayatlarının coşkusunu paylaşıp yansıtmış.


Afrika’da yerleşik ilk ve tek Türk safari rehberi olan Meltem dostumuz gezilerini özellikle Afrika’nın insanını, kültürlerini, yaşam şekillerini tanımak isteyenlerin ilgisini çekmiş ve o özellikle fotoğrafçılara safari rehberliği yapmış. Üstelik yaşadığı yerde hayata karışmış Meltem; sadece gezip görmek, fotoğraf çekmek, farklı kültürler tanımak olmamış derdi. Mesela; Uganda’da bulunduğu 12 yılın 8 yılı 30 çocuklu AİDS yetimlerinin bulunduğu bir yetimhaneye destek olmak için çalışmış. Ve daha birçok konuda gönüllü çalışmalarda bulunmuş.


Bu yüreği pırıl pırıl parlayan insan “Karanlık Kıta” dediği bu yerde küçük bir ışık olmuş anlayacağınız. Başka bir yere gidip görme istediği de duymamış üstelik. Onun için Afrika belki de ömür boyunca keşfedişinin süreceği bir yer olmuş. Kendisini o kadar ait hissetmiş ki bu kıtaya dostumuz; ”Karanlık kıta hakkında en karanlık şeyin dünyanın bu kıta hakkında bilgisizliği olduğunu öğrendim.” diye özetliyor serüvenini. Bu bilgisizliğin biraz da olsun aşılması için de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiyor Meltem. Türkiye’den Afrika’ya uzanan anılarını yazdığı ilk kitabı “Pigmelerle Dans” Temmuz 2017’de yayınlanmış.


Meltem 12 yıllık Afrika Kıta’sı serüvenini şöyle anlatıyor;
“Afrika’nın değişik ülkelerinde yağmur ormanlarında rutubetle, çöllerinde kumla, sıcakla boğuşurken, tek başıma, haftalarca asfalt görmediğim, çatal-kaşık kullanmadığım, normal bir tuvalet bulamadığım, yıkanamadığım, su ve elektrik olmayan yerlere ulaştım ve sonunda çocukluk hayallerimin kıtasında insanlarının sıcakkanlılığı ve misafirperverliği sayesinde evimdeymişim gibi rahat olmayı öğrendim.
12 yıl Afrika’da yaşadım, yılda bir kez Türkiye’ye gelmek hariç Afrika kıtası haricinde hiç bir kıtaya gitmedim. Gitmek istemedim. Bu kıtanın üzerindeki bilinmezlik, bulunduğum her ülkede biraz daha hafifleyerek beni gitgide kendine daha çok aşık etti…
Aklıma gelemeyecek acayiplikte kıyafetler içinde inanılmaz yaratıcılıkta takılarla bezenmiş insanlar gördüm. Mutfaklarında yemek yaptım, aynı sofrada oturup yemek yedim…
Şölenlerinde dans ettim, cenazelerinde ağladım…
Bebeklerine isim verdim, hastalarına baktım…
Çocuklara ders de çalıştırdım, kaynanasının gelini çekiştirmesini de dinledim…
Yaşadım…
Orada onlarla yaşadım…
Onlardan çok şey öğrendim. Affetmeyi, hayata ne olursa olsun dört elle tutunmayı ve dişlerimi korkusuzca gösterip hep gülümsemeyi, önemliyi önemsizden ayırmayı öğrettiler bana. İyi bir öğrenci oldum mu bilmiyorum, ama elimden geleni yaptım.’’