Rota ile yolculuğumuza başlarken henüz çok yeni girmişti hayatımıza yeşil karavanımız. Çok uzun süre başka bir ev hazırlıyorduk kendimize ama tıpkı Rota’yı görüp vurulduğum gibi bu Tırtılıda görüp işte öyle vuruldum. Artık ekibin tek eksik parçası da kafam da tamamlanmıştı. Tırtılımız ona karşı hislerimi boşa çıkarmadı ve yolculuğumuzun her kilometresinde bizim ruhumuzu daha çok yansıtmaya başladı. Öyle ki ilk durağımıza vardığımızda artık ekibimizin üçüncü elemanı olmuştu.

Biz artık üç rotasız gezginiz; bendeniz Rotasız Baran, bana yol arkadaşı olan cevval kedim Rota ve doğanın yeşilini ve gökkuşağının tüm renklerini hep yanımızda hissettiren sıcacık evimiz yeşil Tırtılımız …

Akşam olup da el ayak çekildiğinde evimize girip kapımızı kapatıyoruz. Loş bir ışık altında huzurla seyre dalıyorum dört tekerlekli yuvamızın iç dünyasını. Bir köşede Rota yıllarca uyumamış gibi içini çeke çeke uyurken diğer taraftan sarı ışık altında belli belirsiz görünen kitaplar içlerinden birini seçmem için kendilerini gösteriyor.

Bense yollarda geçen bir günü daha sonlandırmış olmanın heyecanı ile notlarımı almaya koyuluyorum. Ancak günün yorgunluğu alacak bir fincan bitki çayı hazırlamayı ihmal etmiyorum. Tırtılın en renkli köşesi olan mutfak tezgahı her zamanki neşesiyle sunuyor bana çayımı. Tabii ki Rotayı da unutmuyorum. Uyandığında karşısında bir kase süt bulacak o da.

Çayımı alıp karavanımızın en rahat köşesine kuruluyorum. Dışarıdan gelen yaprak hışırtıları ve Rotanın uyurken çıkardığı belli belirsiz hırıltılar dışında hiç ses yok.. tam bir sükûnet içinde alıyorum notlarımı. Ve kitaplarım arasından bu gecenin talihlisi bir şiir kitabı alıp okumaya başlıyorum. Neden sonra Rota gerilerek açıyor gözünü. Aslında hemen gelip uykusuna kucağımda devam edeceğini bekliyorum ama o yanı başındaki sütü görünce beni hiç tanımıyormuş gibi davranıyor ve uykulu gözlerle bitiriyor sütünü. Yine ağır adımlarla ve gerilerek yanıma geliyor. Kucağıma atlayıp patilerini yanağımda gezdiriyor ve sakallarımı yaladıktan sonra yayılarak uyuyor kucağımda. Elimde kitap, kucağımda Rota ve başımın üzerinde karavanımın gölgesi… işte huzur da özgürlükte bu diyorum.

Gece geç bir saatte hava almak için dışarıya çıkıyoruz. Rota bir yerlerde eşelenirken ben de yıldızları seyre dalıyorum. Neyse ki hala daha yıldızların parıldadığını görebileceğimiz tertemiz gökyüzleri var. Karavanın tepesine tırmanıyorum hızlıca. Uzanıp kendimi gökyüzüne ve yıldızlara teslim ediyorum. Neden sonra ağaçların yapraklarını hışırdatarak gelen rüzgarın serinliğiyle ürperiyorum. Yoldaşım Rotayı da alıp sevimli evimize giriyoruz. Güven içerisinde uykuya dalıyoruz. Güneşin ilk ışıklarıyla gülerek güne “merhaba” diyelim diye tüm şefkatiyle sarıyor bizi yeşil Tırtılımız.