Biliyorsunuz ki hayatımın ilk ve en renkli adımıydı Sanat Evim Cafe. Her köşesine ayrı özendiğimiz, hayallerle var ettiğimiz yeni evimiz… ve benim için işin en zevkli tarafı tezgahın arkasına geçip kahve hazırlamak oldu. Kahve çeşitlerini ve hazırlanışlarını öğrenmek bana en çok zevk veren uğraşlar arasında yerini aldı kısa sürede.

Günün en keyifli anıdır; hem güneş en tepeye varmadan hem de ufukta yok olup gitmeden içilen birer fincan kahve eşliğinde yapılan sohbetler. İstanbul’daki evimize girdiğinizde hem de yollarda karşılaşıp karavanıma misafir olduğunuzda sizi karşılayan o kahve kokusunun nedeni işte bu tutku.

Aslında kahvenin serüveni de benimkine pek bir benzer. Yani oradan oraya savrulmuş, nice diyarlar gezmiş görmüş o da benim gibi. Giderek hayatımızdaki eşsiz yerini almış, kendi amacını ve en güzel hallerini var etmiş bu büyülü içecek.

Etiyopya da başlayan Yemen, Mekke, Kahire, Şam’dan sonra İstanbul’a, İstanbul’dan da Avrupa ve dünyanın dört bir tarafına yayılmış bir rotaya sahip kahvemiz. Kimi zaman içecek halinde değil de çekirdeği öğütülüp unla karıştırılarak tüketilmiş, kimi zaman zevk verici madde olarak görülüp yasaklanmış, kimi zaman da deve yemi olarak kullanılmış. Bin yıl önce keşfedilen bu bitkinin bugünkü haliyle kullanımının öyküsü sadece altı yüz yıllık. Onlarca çeşidiyle demlenip bu kadar yaygın kullanışımız ise on yıllarla sınırlı bir zamana tekabül ediyor olmalı.

Sağlık açısından da faydaları saymakla bitmeyen kahvenin beni ilgilendiren yanı; asıl yararı olan hayali genişletmesi, hafızaya güç vermesi, hareket sağlaması ve gevşekliği gidermesi. Böylece günümü çok daha verimli ve doya doya yaşayarak geçirebiliyorum. Yollarda olmak çokça enerji ve farkındalık gerektiriyor.

Benim de serüvenim kahvenin yolculuğuna benziyor olmalı. Yıllarca kentten kente savrulup nihayet İstanbul’da kendi özümü bulmam ve buradan da tüm dünyaya ulaşma hedefini taşımam… Bunu yaparken de her durakta bir fincan kahvemi eksik etmememin nedeni belki de budur. Özellikle yollarda beni dinç ve enerjik tutan, kokusuyla büyüleyen, yorgunluğumu alıp rahatlatan bu sihirli içeceğe çok şey borçluyum, en başta da mutluluk.

Yollarımız kesişirse bir el edin karavanıma. Sizlere özenle demlediğim, daha ilk dumanında bile kokusu her yeri saran, soluduğunuz anda huzur bulacağınız bir fincan kahve ikram edeyim. Sizlere kuru bir kahve çekirdeği olarak geldiğim İstanbul’dan nasıl işlenip demlenip kendi özümü bularak dünya serüvenime başladığımı anlatayım. Aynı yerler, aynı yollar ve nefis bir kahve tadı buluştursun bizi.