Geçen gün bir arkadaşım doğum gününü hatırlamadığımı düşünmüş ve gönül koymuş bana. Tıpkı zamanında bir çok arkadaşım, ailem ve dostumda olduğu gibi. Ama zaten artık biliyor olmalı çevremdeki insanlar benim özel günleri unutmadığımı, aklımda zaten karşımdaki insanı özel yapan her an. bir güne sığmayacak kadar aklımdan hem de.


Ne önemi var ki yıllar önce olmuş ve tarihin o sayfasında kalmış günlerin, ya da ne önemi var sadece herkes fütursuzca para harcasın diye var olan diğer özel günlerin. Önemli olan varlıkları ile mutlu olduğumuz, birlikte var edip ürettiğimiz günler iken ve o her günün kıymetini bilmek varken ne önemi var zoraki verilen hediyelerin, edilen sözlerin.


Kimi sosyallik olsun diye kutlar kimi de karşısındakinin beklentilerine karşılık vermek için. Oysa ben aileme ve arkadaşlarıma verdiğim değeri sadece bir gün gösterme yoluna gitsem beslediğim sevgiden şüphe derdim. Bu beni düşüncesiz biri yapar mı? Ya da sosyalleşemeyen biri? Bence bu beni sevgisini her gün hatırlayan biri yapar sadece.
Peki ama belli etmezsek nasıl anlayacak hayatımızdaki insanlar onlara değerle verdiğimizi ve sevgi beslediğimizi değil mi? İşte benim de eksik olduğum şey bu sanırım. Evet bir güne sığdırılan sevgi gösterileri bana samimiyetsiz geliyor. Ama her gün beslediğim sevgiyi gösterebiliyor muyum işte bundan o kadar da emin olamıyorum.


Ben, yaşadıkları nedeniyle etrafına duvarlar örmüş bir insanım. O yüzden pek sevmem konuşmayı. Ne hissimi belli edebilirim ne de balonlarla hediyelerle görünür hale getirebilirim duygumu. Cümlelerim kendimedir. Doğanın sessizliği ve dinginliğine sığınmam da bundandır. Kimsenin soru sormadığı, sizden bir şey beklemediği yerdir masmavi gökyüzünün altı. Şehrin imal edilmiş dertlerini duymak zorunda değilsiniz yemyeşil çimlerin üzerinde. Yapmanız gereken ise kayan yıldızları saymak ya da az önce yağan yağmurun ıslattığı toprağın kokusunu içinize çekmek o kadar.


Bence gezgin olmak kendinde insanı sevmektir. Önce kendini sevip, ona zaman ayırıp, en güzelinden var edip sonra diğer insanları bu güzellikle buluşturma işidir gezgin olmak. Ve yılın her ayı, ayın her günü, günün her saati sevmek; kendini, doğayı ve insanları… O zaman önemi yok doğulan günlerin, annelerin babaların ve sevgililerin günlerini ayrı ayrı bin bir zahmet ile kutlanmasının.


Her gün sevgini günüdür. her gün benim gibi duygularını belli edemeyen, cümle kurmayı sevmeyen bir adamın dostlarını sevdiği gündür.